bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilindiği üzere Çin Takvimi bebeğimizin cinsiyetini tahmin etmede oldukça sık kullanılmaktadır. Çin Takvimini kullanırken Çin Yaşım Kaç? Diye aklınıza bir soru gelebilir. Çünkü bunu bilmeden Çin Takviminin doğru sonuç vermesi mümkün değildir. Çin Yaşımızı bulabilmemiz için hangi ayda doğduğumuzu bilmemiz gerekir. Eğer Mart ve daha sonraki aylarda doğmuş iseniz miladi takvime göre bulduğunuz yaşınıza 1 yaş eklemelisiniz. Ocak veya Şubat ayında doğanlar ise yaşlarına 1 veya 2 eklemelidir. Peki bunu nasıl ve nereden bileceğiz? 1 yaş mı ekleyeceğiz yoksa 2 yaş mı?
Çin Takvimine göre yıl başlangıçları değişiklik göstermektedir. Sizde eğer Ocak veya Şubat ayında doğdu iseniz aşağıda yazılmış olan Çin Takvimi başlangıç yıllarını kontrol ederek bu tarihten önce mi yoksa sonra mı doğduğunuzu tespit edebilirsiniz.
Çin Takvimine Göre Yılların Başlangıcı
Şubat 06, 1970
Ocak 27, 1971
Şubat 15, 1972
Şubat 03, 1973
Ocak 23, 1974
Şubat 11, 1975
Ocak 31, 1976
Şubat 18, 1977
Şubat 07, 1978
Ocak 28, 1979
Şubat 16, 1980
Şubat 05, 1981
Ocak 25, 1982
Şubat 13, 1983
Şubat 02, 1984
Şubat 20, 1985
Şubat 09, 1986
Ocak 29, 1987
Şubat 17, 1988
Şubat 06, 1989
Ocak 27, 1990
Şubat 15, 1991
Şubat 04, 1992
Ocak 23, 1993
10 Şubat 1994
31 Ocak 1995
19 Şubat 1996
Buna göre; Kim 1 Yaş Ekleyecek?
Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık ayında doğdu iseniz yaşınıza 1 ekleyin,
Yukarıdaki Çin Takvimi Başlangıç yıllarında ve Ocak veya Şubat aylarında doğdu iseniz, doğum tarihiniz Çin Takvimi başlangıcından sonra ise normal yaşınıza 1 ekleyin,
Kim 2 Yaş Ekleyecek?
Yukarıdaki Çin Takvimi Başlangıç yıllarında ve Ocak veya Şubat aylarında doğdu iseniz, doğum tarihiniz Çin Takvimi başlangıcından sonra ise normal yaşınıza 2 ekleyin,
Şimdi Çin Yaşımızı öğrendiğimize göre Bebeğimizin cinsiyetini tahmin etme zamanı!!!
Çin Takvimi ile Cinsiyeti Tahmininde bulunmak için 2 adet bilgiye ihtiyacımız vardır. Bunlardan 1 tanesi annenin yaşı, diğer bilgi ise hangi ayda hamile kaldığıdır. Bu iki şeyi biliyorsak Çin'de 700 yıldır uygulanan aşağıdaki yöntemi kullanarak bebeğimizin cinsiyeti konusunda tahminde bulunabiliriz.
Tıpkı Çin'de olduğu gibi diğer Asya ülkelerinde de eşler, gelişen teknolojik imkanlarla bebeğin cinsiyetini erken öğrenseler de emin olmak için Çin Takvimi yöntemine başvuruyorlar. Biz annelerde genellikle 12-16 hafta arasında bebeğimizin cinsiyetini yapılan ultrason ile görebiliyoruz. Ama yinede öncesinde duyduğumuz merak bizi "Çin Takvimi" yöntemine yönelmemize sebep oluyor. Her ne kadar yüzde 90 doğru sonuç verdiği söylense de bu doğru bir bilgi değildir. Ama biz anneler; hamileliğimiz esnasında en çok lazım olan "moral" için denemeye değer bir uygulama olduğunu düşünüyorum.
Çin Takvimine göre, annenin yaşı normal yaşınızdan farklılık göstermektedir. Çin takviminin başlangıcının miladi takvim ile aynı olmamasından kaynaklı Çin Takvimi yaşımızı bilmemiz gerekmektedir. Bunu da bulmak için en kolay Mart ayı ve sonrası doğumlular 1 yaş eklemeli, Ocak, Şubat doğumlular 1 veya 2 yaş eklemelidir. (Çin Yaşım Kaç? Bkz.) Şimdi aşağıdaki Çin Takvimi tablosundan Çin yaşınız ile hamile kaldığınız ayın kesişimi sizin doğacak olan bebeğinizin cinsiyetini vermektedir. Daha sonrasında doğruluğuna göz atmak için yorum bölümüne bebeğinizin Tahmini cinsiyetini yazınız lütfen. İyi eğlenceler Anneler ve Anne Adayları..
Merhaba Anneler, işte 9 ay 10 günlük
uzun bir maraton sizin için başlıyor. Muhtemelen bu haftalarda hamile
olduğunuzu bilemezsiniz. Hamilelik kişiden kişiye birkaç hafta fark göstermekle
beraber 40 kadar sürmektedir. Gebeliğiniz en şanslı sperm hücresi ile
yumurtanızın birbiri ile buluşması ile başlamaktadır. Gebelik başlangıcı için
en son adet tarihinizin başlangıcı esas alınarak hesaplanır.
İlk 4 haftaya kadar aslında gebelikten
bahsetmek çokta doğru değildir. Çünkü adet tarihinizden 2 hafta sonra yumurtlama
gerçekleşir ve döllenme gerçekleşmeye bu haftadan sonra başlar. 3’üncü haftada
rahme doğru hareket ile geçer ve ancak 4’üncü haftada rahime ulaşılır ve
yerleşir.
Yukarıda bahsettiğimizden de anlaşılacağı üzere hamileliğin ilk haftalarında gelişmeler annenin vücudunun hamileliğe hazırlanması yönünde gerçekleşir. Vücut tıpkı bir fabrika her hücre her yapı ilk defa olsa dahi ne yapacağını bilir ve ona göre hümmalı bir çalışmanın içerisine girer. Gerekli hormonal değişim gebeliğin ilk haftasından başlar ve anne olana kadar devam eder. Doğumdan sonra devam eden hormanal değişik, vücudumuza tamamen yerleşmiş olur. Söz konusu bu değişim artık bizim genç bir kız değil de Anne olduğumuzun göstergesidir.
| Hamilelik Dönemleri |
| 1.Trimester | 2.Trimester | 3.Trimester |
|---|---|---|
| 1.Hafta | 14.Hafta | 28.Hafta |
| 2.Hafta | 15.Hafta | 29.Hafta |
| 3.Hafta | 16.Hafta | 30.Hafta |
| 4.Hafta | 17.Hafta | 31.Hafta |
| 5.Hafta | 18.Hafta | 32.Hafta |
| 6.Hafta | 19.Hafta | 33.Hafta |
| 7.Hafta | 20.Hafta | 34.Hafta |
| 8.Hafta | 21.Hafta | 35.Hafta |
| 9.Hafta | 22.Hafta | 36.Hafta |
| 10.Hafta | 23.Hafta | 37.Hafta |
| 11.Hafta | 24.Hafta | 38.Hafta |
| 12.Hafta | 25.Hafta | 39.Hafta |
| 13.Hafta | 26.Hafta | 40.Hafta |
| 27.Hafta | 41.Hafta |
Merhaba… Anne olmadan önce böyle bir virüsten haberim yoktu. Hemşire hanım, 1’nci ay aşımız esnasında rota virüsü aşısının ishalden (diyare) koruduğunu, devlet tarafından karşılamadığını ve bu aşının 2’nci ay karma aşısı ile birlikte yapabileceğimizi söyledi.
Önemli bir aşı ise neden devlet tarafından karşılanmıyordu? Gereksiz bir aşı ise annelerin çoğunluğu neden bu aşıyı yaptırıyordu? diye soru işaretleri ile eve geldim.Bebeğimin kontrolü esnasında rota virüsü ile ilgili kafamdaki soruları yeni doğan uzmanı ile paylaştım. Bana “ Bu aşının yapılmasının son derece önemli olduğunu ve 2 yaşından önce bu virüsle karşılaşan bebeklerin çok ağı ishal (diyare) oldukları ve tedavi sürecinin uzun ve meşakkatli sürdüğünü ve beni ikna etmek için kendi bebeğine de bu aşıyı tereddütsüz yaptığını ve 2’nci ay aşıları ile yaptırmanın ağır olabileceğini ve bebeğimi ateşlendirebileceğini söyledi.” Ama ben hala ikna olmamıştım. Neden bazı anneler bu aşıyı yaptırmıyordu?
Edindiğim bilgilere göre; Bu aşı aslında diğer bildiğimiz aşılar gibi enjekte yolu ile değil de 2 veya 3 doz olarak ağza damlatılarak yapılmaktadır. İlk olarak 1998-1999 yıllarında ABD’de yapılmaya başlanan bu aşı, dünyaya tüm hızı ile yayılmış olup ülkemizde son 7 yıldır isteğe bağlı yapılmaktadır. 2 yaş altı bebeklerin % 95’i, 5 yaş altı bebeklerin ise % 100’ü bu virüsle tanışmaktadır. Virüsü kapan bebek yada çocukların ishal, kusma, baş ağrısı ve ateş gibi belirtileri çok ağır yaşadıkları görülmektedir. Bebek ölümlerinin 2’nci en büyük nedeni ise ishaldir.
Buna rağmen devlet neden zorunlu yaptırmıyor bu aşıyı? Çünkü ishalin tek nedeni rota virüsü değildir. Bu aşıyı olan bebeklerde ishal olabilir. Aşının bağışıklık sistemine zarar verip vermediği de tartışmaya açıktır.
Bende ilgili bir anne olarak, bebeğim için en doğru kararı vermeye çalışıyorum. Söz konusu virüsün kolay bulaşması ve hastalığın ağır seyretmesi nedeniyle ben bu aşıyı 3’üncü ay ve 5’inci ayda olmak üzere 2 doz olarak yaptıracağım. Bu konuda karar siz değerli annelerin olmakla beraber yaptırmamızın faydalı olacağını değerlendiriyorum. Esen kalın…
Yavrularımız bizim için her şeyden değerlidir ve onların en ufak
sıkıntıları bizim için son derece önemlidir. Özellikle yeni doğan bebeklerde
sıklıkla karşılaşılan pamukçuk bebeğimizin beslenmesini olumsuz etkileyen küçük
ama can sıkıcı rahatsızlıkların başında gelmektedir. İlk başlarda süt parçacıkları
veya peynirimsi bir tabakayı bebeğimizin ağız kısmında, dilinin üzerinde,
yanağının iç tarafında veya dudaklarında görebilir ve bunu emmeden kaynaklı
kalıntılar zannedebiliriz. Zamanla söz konusu tabaka daha belirginleşir,
temizlemek istediğimizde can sıkıcı bir leke gibi çıkmakta zorlanır, bebeğimizin
canı yanar veya temizlemeye çalıştığımız bölge kanar ise, anlamalıyız ki
bebeğimizde pamukçuk oluşmuştur. Aslında bu bir mantar enfeksiyonudur.
Durun durun hemen korkmayın. Çözümü sandığınız kadar zor değil. Ama öncelikle bunun nasıl oluştuğunu bilmemiz ve
daha sonra çözüme geçmemiz faydalı olacaktır.
Bu mantar enfeksiyonu (pamukçuk), öncelikle doğum kanalından doğum esnasında bebeğe
geçer. Ayrıca, biberonumuzun steril olmasına veya göğüs ucumuzun yeterince
temiz tutulmasına özen göstermezsek aynı şekilde bebeğimizde pamukçuk oluşma riski
artar. Anne ve babanın genetik olarak mantar enfeksiyonuna yatkın olması da bir
diğer nedenlerin başında gelir.
Pamukçuğun anne sütü alınmasına bir engeli yoktur. Anne sütü alan
bebeklerde pamukçuk olma olasılığı daha azdır. Pamukçuk olan bebeğimiz başkaca
bir sağlık sıkıntısı yok ise kendi başına bu durumu atlatabilir.
Pamukçuk bebekte görüldüğü andan itibaren tedavi edilmeye
başlanmalı asla ertelenmemelidir. Tedavisi basit ama uzun solukludur. Dikkat edilmesi gereken şey mantara karşı inatçı
olmaktır.
En bilindik yöntem; karbonatlı suyun antiseptik özelliğinden
dolayı, bebeğimizin ağzını her emzirmeden sonra temiz bir bez ile
temizlenmesidir. Ancak bazı hekimler bu yöntemin ağız içerisinde deformasyona
sebep olduğu gerekçesiyle tavsiye etmemektedir. Bunun yerine nistatin
kullanımını önermektedirler. Bu ilacı en yakın sağlık kuruluşundan temin
edebilirisiniz. Tedaviye başladıktan sonra, pamukçuğun (mantar enfeksiyonunun)
azaldığını düşünseniz bile en az iki hafta devam etmelisiniz.
Sizde tüm annelerin beyaz kâbusu olan “Pamukçuk”un canınızı
sıkmasına izin vermeyin. Esen kalın…
Bebeğimizin beslenmesi için gerekli olan anne sütü, hormonal dengenin değişmesi ile gebeliğin son haftalarında vücudumuz tarafından üretilmeye başlanır. Bu durum bende ise ilk gebeliğin 35. haftasında başladı ve çok panik olmuştum. Çünkü yeni emmeye başlayan bebeklerin anne göğsünü yara yaptığını duymuş ve bunun için göğüs ucu kremini almıştım. (Gebelik döneminden kullandığım diğer kremler hakkında) Araştırmalarım sonrasında aslında bu durumun gayet normal olduğunu krem sürmesem bile yaşayabileceğimi öğrendim. Benim gibi aynı durumu yasayan anne adaylarının panik yapmamasını tavsiye ederim.
……ve beklenen o gün geldi çattı. Hastanelerin emzirme politikasına göre ilk yarım saatte bebeğimi emzirmem gerekiyordu fakat bu süre bölgesel anestezi ile sezaryen olmam itibari ile ameliyat sonrası yoğun bakımda gereğinden fazla kaldım. Bu durumun sevindirici yanı ise bebeğim fazladan narkoz almamış oldu. Geç çıkmam dolayısıyla bebeğimi 4 saat sonra emzirdim. Sizde hastane seçimi yaparken bu durumu göz önünde bulundurun çünkü bebeğinizi geç emzirmeniz emme refleksini kaybetmesine ve anne karnında düzenli beslenen bebeğinizin kan şekerinin düşmesine sebep olacaktır. İlk günler hemşire yardımı memeyi tutturmanız gayet normal, çünkü her şeyin bir acemiliği oluyor. Ben yapamıyorum zannetmeyin, canınız bir süre yanacaktır bu konuda ve ısrarlı olun, kazanan siz ve bebeğiniz olacaktır.
Bebeğimi emzirirken benim yaptığım en büyük hata ısrar edip yalandan ucunu tutturmamdı. Hâlbuki bebeğiniz göğsünüzün koyu kısmını ağzına ne kadar fazla alırsa o kadar iyi olacak, bebeğinizin sıkı tutması ve bu bölgeden hava almamasına özen gösterin aksi halde havayı yutarak sizinde gaz hazin sonunuz olacaktır.
Genelde doktorlar iki saatte bir emzirmeniz gerek der fakat işin aslı öyle değildir.Her bebeğin kilosuna oranla alacağı süt miktarı farklıdır. Bu konuda yeni doğan uzmanınıza bebeğinizin kilosunu söyleyerek 2-3 saatlik periyotlarda kaç ml süt alması gerektiğini öğrenebilirsiniz. Eğer bebeğiniz emerken dudak çevresinde süt görüyorsanız, sütünüz yeterlidir az olduğunu düşünmeyin. Ne kadar doğru ve planlı emzirirseniz sütünüz o kadar artacaktır.
Ø Önceki yazımda burun tıkanıklığının bebeklerdeki etkisinden bahsetmiştim. Bu gün ise tüm anne ve bebeklerin canını sıkan
huzursuzluk veren burun tıkanıklığını giderme yollarından bahsedeceğim.
Ø Öncelikle belirtmek gerekirse burun
tıkanıklığının başkaca bir sebebi görünmüyorsa evde giderilme yöntemleri son
derece basittir. Hatta yanınızda eşiniz veya bir yardımcınız varsa bu çok daha
basit olacaktır J Bebeğinizin
yaşına ve sizin durumunuza göre aşağıda bahsedeceğim yöntemleri kullanarak
çözüme kavuşabilirsiniz.
Ø Burun içerisindeki mukozasın kuruması oluşan
tıkanıklığı; bebeğinizi uyutmadan önce ılık
bir su ile banyo yaptırmanız içeride kuruyan parçacıkların dışarıya kolayca
atılmasını sağlayacaktır. Eğer buna vaktiniz yok ise buhar ile de bebeğinizin burnunun açılmasını sağlayabilirsiniz.
Ø Bebeğinizin yastığının
yüksek olması da rahat nefes almasına yardımcı olacak ve söz konusu
problemi çözmenize yardımcı olacaktır.
Ø Eski geleneksel yöntemlerden olsa da bu yöntemde
fayda sağladığını düşünüyorum. Soğanı bölerek bebeğinizin yakınına bir yere
koyarsanız soğanın keskin kokusu da
burun tıkanıklığı için iyi gelecektir.
Ø Genelde yüksek fiyatlara satılan ve soğuk buhar üreten bir makineniz varsa
bu konuda size yardımcı olabilir. Yalnız dikkat etmeniz gereken iki husus var
bazı makinelerin yüksek motor sesi bebeğimizi uyandırabilmekte veya uzun süreli
çalıştırıldığında odanın sıcaklığı düştüğünden bebeğiniz hasta edebilirsiniz.
Ø Bebeğinizin uyuduğu odayı nemli tutmak için kalorifer peteğine su kabı koyabilir
yahut üzerine ıslak havlu koyarak ta
odayı nemli tutabilirisiniz. Bu yöntemde gece kuruyan havluyu yeniden ıslatmak
durumunda kalabilirsiniz.
Ø Ilık bir suda
erittiğiniz tuzu bebeğinizin burnuna damlatarak da tıkanıklığı
hafifletebilirsiniz. Ama ben bu yöntemi pek faydalı bulmuyorum çünkü tuzlu su
bebeğinizin genzine kaçarak onu daha da huzursuz yapabilir. Denerken dikkat
etmekte fayda var.
Ø Piyasada deniz
suyu ya da okyanus suyu diye satılan ürünlerde burun içine sıkılarak
mukozasın yumuşamasına ve dışarı atılmasında fayda sağlamaktadır.
Ø Emen bebeklerde anne sütünün burun içine damlatılması bebeğinizin ferahlamasını
sağlayacak ve daha rahat uyuyacaktır.
Ø Açık hava veya bebeğinizin bulunduğu odayı havalandırmak bebeğinize iyi gelecek oksijen miktarı ne kadar
fazla olursa o kadar uyuma ve nefes alam sorunu azalacaktır.
Ø Son olarak; bebek
aspiratörlerini kullanabilirsiniz. Bunların tabi iki versiyonu var bir
pompa şeklinde olan ve havanın itme ve çekme kuvvetiyle çalışan, bir diğeri ise
piyasada ve tv reklamlarında sıkça karşılaştığınız nazal aspiratörde denilen
aspiratörlerdir. Bu da bizde olduğu gibi babaların görevidir J Kullanımı oldukça basit ucunu bebeğin burnuna
yavaşça sokuyoruz, diğer ucundan ise bu işlemi yapacak kişi (bizde babamız)
içine çekerek bebeğinizin burnundaki kurumuş mukozanın dışarı çıkmasını
sağlıyor. Bu tabiî ki biraz bebeğimizi huzursuz ediyor fakat kullanım bittikten
sonra bebeğimizin çok rahat ettiğini göreceksiniz.
Bebekler yeni doğduğunda hayati
fonksiyonlarını devam ettirebilmeleri için her canlı gibi nefes alıp
vermeleri ve annelerini emerek beslenmeleri en temel gereksinimlerinin
başında gelmektedir. Bebeklerdeki fonksiyonlar yetişkinlerdeki kadar henüz
gelişmediğinden genellikle nefes almayı burunları vasıtasıyla
yaparken ağızlarını yalnızca beslenmek maksadıyla kullanmaktadırlar.
Emzirirken bebekte olan burun
tıkanıklığı bebeğin hem emmesini zorlaştırarak huzursuz olmasına sebep
olmakta hem de düzgün bir beslenmenin önünü keserek bebeğin gelişim olarak
gerilemesine sebep olmaktadır. Burun tıkanıklığı genellikle ebeveynler
tarafından çok ciddiye alınmamaktadır. Hâlbuki bebek üzerindeki etkileri
bir hayli fazladır. Şimdi birlikte bunları yakından inceleyelim:
Burun tıkanık olduğunda nefes alıp
verme ağız yoluyla sağlanmakta ve buda özellikle soğuk havalarda kolay
solunum yolu enfeksiyonlarını kapmaya olanak sağlamaktadır.
Burun tıkanıklığının sürekli ve
alışkanlık halinde olması uzun dönemde bebeğin ağız ve diş, yüz ve çene
yapısında bozulma meydana getirebilmektedir
Burun tıkanıklığı nedeniyle az
oksijen alınması bebeğin tüm organlarına zarar verdiği gibi özellikle uzun
dönemde kalp ve akciğer rahatsızlıklarına sebebiyet verebilmektedir.
Nefes alışverişinin düzensiz olması
bebeği huzursuz etmesinin yanı sıra uyku bozukluklarına yol açar ve
düzenli uyumayan bebeklerde gelişim geriliği görülmektedir.
Bebekler emerken burnu tıkanık
olması durumunda sürekli ağızdan nefes almak durumunda kalır ve buda
beslenmesini olumsuz yönde etkiler. Aynı zamanda bebeklerin emme esnasında
sık ağızdan nefes alması gaz sancılarının belki de en büyük sebepleri
arasında gösterilmektedir.
Burun tıkanıklığı sebebiyle Nefes
almakta zorlanan ve keyifsiz bebekler oyun oynamak istemeyebilirler.
İlgisiz davranarak kendilerini öğrenmeye karşı adeta kapatırlar ve
gelişimi için son derece önemli öğrenme becerilerini geliştiremezler.
Bu sebeple bebeğin sağlam nefes alması sağlanmalı, gerekli tedavi
yöntemleri uygulanmalıdır.
Keyifsiz ve
zor nefes aldıklarından oyun oynamak istemeyebilirler. Öğrenecekleri yeni
bir durum veya oyun karşısında ilgisiz olabilirler. Bebeğin sağlıklı
gelişimi için öğrenme becerilerinin gelişmesi gerekir. Bu sebeple bebeğin
rahat nefes alması sağlanmalı, gerekli tedavi yöntemleri kullanılmalıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






